A huge collection of 3400+ free website templates JAR theme com WP themes and more at the biggest community-driven free web design site
Anasayfa / Yeni İş Fikirleri / Somon Balığı Satışı ve Yetiştiriciliği
Somon Balığı Satışı ve Yetiştiriciliği
Somon Balığı

Somon Balığı Satışı ve Yetiştiriciliği

Somon Balığı Satışı ve Yetiştiriciliği

Türk halkı somonu sevdi. Geçmiş yıllarda nadiren bulunan somon bugün mahalle balıkçılarının tezgâhlarında bile satılır hale geldi. Restoran mönülerinin vazgeçilmezi, Omega 3 zengini bu balığın ithalatı giderek artıyor…

ÜÇ tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin kıyı uzunluğu 8 bin 333 kilometreyi geçiyor. Deniz ve iç su kaynaklarının toplam alanı ise 25 milyon hektar düzeyinde. Bu geniş alanda faaliyet gösteren balıkçılık sektöründe oldukça iddialıyız. Sektörün yıllık üretim miktarı 1 milyon tona yaklaştı. İhracat ise 500 milyon dolar seviyesini geçti. Özellikle Avrupa’ya ciddi miktarda balık ihracatı yapılıyor.

Tabii Türkiye’de her balık yetişmiyor. İthal ettiğimiz balık türleri de var. Bunlardan en öne çıkanı ise somon. Soğuk denişlerin bu kırmızı etli balığı son yıllarda mahalle aralarındaki balıkçılara kadar girdi. Hangi balıkçıya uğrasak, hangi balık restoranına gitsek karşımıza çıkıyor. Omega 3 zengini olan somonu Türk tüketicisi beğenmiş görünüyor. Peki bu somonlar nereden geliyor, Türkiye’de üretilemez mi, en çok nasıl tüketiliyor, kimler getiriyor? Bu soruların peşine düştük…

Somon Balığı Satışı ve Yetiştiriciliği
Somon Balığı

ALARKO ÖNCÜLÜK ETTİ

Türkiye’de somon üretim denemelerini ilk olarak Alarko Holding şirketi Alfarm yaptı. Şirket 1991 yılında Karadeniz kıyılarında çiftlik kurdu. Soğuk deniz balığı olan somonun üretim çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. Yaz aylarında su sıcaklıkları yükselmesi çiftliklerde yetiştirilen somonlarda hastalık oluşmasına neden oldu. Bu nedenle Türkiye’de somon yetiştirmek, iklim şartlarının uygun olmaması nedeniyle mümkün olmadı. Somon balığı buzlu, soğuk ve derin suları seviyor. Türkiye’nin en soğuk ve derin olabilecek denizi Karadeniz. Ancak onun soğukluğu bile somon için uygun değil. Karadeniz’de somona en yakın balık türü olarak denizalası yetişiyor.

Türkiye’ye somonlar ağırlıklı olarak Norveç’ten geliyor. Norveç’in yıllık üretimi 1 milyon 200 bin ton. İzlanda’dan da kısmen ithalat var. Türkiye’ye yılda yaklaşık 4 bin 750 ton somon geliyor. Bu alanda irili ufaklı birçok şirketin ithalatı var. Ancak sektörün en büyüğü Alarko ile Norveç merkezli Hallvard Leroy Seafood Grup’un ortak şirketi Alfarm. Şirket yılda yaklaşık 3 bin ton yani toplam ithalatın üçte ikisini tek başına gerçekleştiriyor.

SOMON ÇEŞİTLERİ

Somon balıkları türleri itibariyle ikiye ayrılıyorlar: Atlantik ve Pasifik somonu. Somonların ve bunların yakın akrabaları olan alabalıkların dahil olduğu ailenin Latince ismi ise ‘salmoniade’. Ancak aynı aileye mensup bile olsalar, alabalık ile somon farklı türlere mensuplar. Hatta Atlantik somonu ile Pasifik somonları bile aynı balıklar değil. Atlantik somonuna ‘salmo salar’ adı veriliyor. Yani ‘zıplayan somon’. Pasifik somonları ise ‘onchorhyncus’ isimli türe aitler. Bunların da tam yedi çeşidi var: Kral, fildişi, gümüş, kırmızı, pembe, köpek ve çelikkafa somonları.Bunların hepsinin dokusu, rengi ve yağlılık oranları farklı. O nedenle de hepsini ayrı birer balıkmış gibi değerlendirmek gerekiyor.

Doğal ortamlarında yetişen ve yakalanan Atlantik ve Pasifik somonları, tarih boyunca, özellikle de Alaska, İzlanda, İskandinavya ve İskoçya gibi kuzey ülkelerinin önemli bir besin kaynağı olmuş. Özellikle 1970’li yılların başlarında geliştirilen çiftlikte balık yetiştirme teknolojisi sayesinde özellikle Norveç ve İskoçya’da ciddi miktarlarda çiftlik somonu üretilmeye başlamış. Teknolojinin ilerlemesi ile de üretim miktarları yıllar içinde önemli ölçüde artmış. Bugün dünyada çiftlik somonu üretimi çok gelişmiş bir durumda. Çiftlik üretimi en fazla yapılan somon balığı türü ise Atlantik somonu. Marketlerimizde satılan somon da Atlantik somonu ve Norveç’ten ithal ediliyor.

RESTORANLARIN İLK TERCİHİ

Somonlar Norveç’ten haftalık taze olarak geliyor. Tabii bu durum otel ve restoranlar için büyük avantaj. Deniz balıkçılığına göre hizmet veren restoranlar hava şartlarına bağlı olarak, balık olmadığı zaman menülerini değiştirmek zorunda kalıyor. Oysa menüsünde somon balığı bulunduran bir restoran her zaman aynı kalitede ve taze somonu sunabiliyor. Pazara düzenli olarak somon balığı sunuldukça tüketiciler de kolaylıkla bu balığa ulaşabiliyorlar. Dolayısıyla tüketiminde de artış gözleniyor. Restoranlar da bu nedenle somonu öne çıkarıyor.

FİYATLAR 30-40 TL ARASINDA

Uzak diyarlardan gelen ve Omega3 zengini olan somonlara dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilgi giderek artıyor. Bu nedenle de geçen yıl fiyatlar yüzde 30 civarında yükseldi. Bugünlerde perakende piyasada somon dilimin kilogram fiyatı 30– 35 TL, somon filetonun fiyatı ise 35 – 40 TL aralığında seyrediyor.

Alfarm Genel Müdürü Hakan İzek, somonları Norveç’ten getirdiklerini söylüyor. İzek’in verdiği bilgiye göre Norveç’te çiftliklerde yetişen balık, kanı akıtıldıktan, solungaç ve iç organları temizlendikten sonra bütün olarak, 0-4 derece soğutuculu TIR’lara yüklenerek dört gün içinde Türkiye’ye getiriliyor. Alarko’nun İzmit Suadiye’deki fabrikasında işlenen bu balıklar 14 gün raf ömrü ile hemen marketlere dağıtılıyor. Balıklar bütün, fileto, dilim olarak taze ya da füme, pastırma gibi işlenmiş ürünler şeklinde satılıyor. Hakan İzek, “Balık zaten sağlıklı ve çok hijyenik koşullarda üretiliyor. Buraya gelen balıkların tümü özel üretilmiş, seçilmiş ürünler. Alarko tesislerinde de hijyene çok önem veriliyor. Personel üç ayda bir sağlık kontrolünden geçiriliyor” diyor.

Balık üretimi ve ihracatının lider şirketlerinden biri olan Sagun Group da Merlion Deniz Ürünleri şirketiyle somon ithalatı yapıyor. Sagun Group yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tuncay Sagun, Türkiye’de somon balığına yoğun ilgi olduğunu, ithalatının da bu nedenle her geçen gün arttığını söylüyor. Sagun, “Hem restoranlardan hem de bireysel tüketicilerden ciddi talepler geliyor. Tüketici somonu sevdi ve yükselen bir trend var” diyor.

Karadeniz somonunun farkı?

Türkiye’nin deniz suyu sıcaklıkları somon yetiştiriciliği için elverişli değil. Ancak Karadeniz’de somona yakın bir balık yetişiyor. Bölge halkı bu balık türüne Karadeniz somonu demiş, ancak orijinal adı ‘denizalası’. Hem büyüklük hem de besin değerleri açısından aynı özellikleri taşımıyor. Denizalası, kahverengimsi, sırt pulları gri, tombul ve kısa, eti ise beyazımsı. Ağırlığı en çok 1.5-2 kilograma ulaşabiliyor. Kimi zaman doğal renklendiriciyle somon havası veriliyor.

Gerçek somonu nasıl ayırt edersiniz?

Gerçek somon, gümüşi renkli, kalın kılçıklı, silindirik, uzun eti pembe renkte bir balık. Ağırlığı 4–8 kilogram arasında değişiyor. Gerçek somon balığını bütün olarak tüketmek için kalabalık bir sofra olması gerekir. Ancak balığı dilim ya da fileto olarak market yada semt balıkçılarında bulmak mümkün. Somon balığını pişirmek de almak kadar önemli. Yağlı bir balık olduğundan kızartma yerine ızgara veya fırınlanmış olarak tüketilmesi tercih edilmeli. Balık fırında tercihe göre 15 ile 30 dakika arasında pişiriliyor. Yanında sebze garnitürleri ve soslar ile tüketilmesi tavsiye ediliyor.

Somonun faydaları

Beynimizin yüzde 60’ı yağdan oluşuyor ve bilim adamları bu yağın en azından yüzde 30’unun Omega 3 yağ asitlerinden oluştuğu görüşünde. Vücudumuzdaki hücreleri geliştirmekle görevli Omega 3 yağ asitlerini yalnızca yediklerimiz aracılığıyla alabiliyoruz. Yani vücudumuz üretemiyor. Bu nedenle vücudumuzun gıdalarla yeterli miktarda Omega 3 alması büyük önem taşıyor. Omega 3’ün bulunduğu gıdaların başında ise somon gibi yağlı balıklar geliyor. İnsan gelişimine baktığımızda, gebelik sırasında bebek Omega 3 yağ asitlerini annesinden anne sütü aracılığıyla alıyor. Büyümekte olan çocuklar da sürekli Omega 3 tedariğine ihtiyaç duyuyor. Özellikle zeka gelişimi ve konsantrasyonlarını korumalarına Omega 3 yardımcı oluyor. Yetişkinler için de durum aynı. Haftada bir defa balık ve özellikle somon yiyen yetişkinlerin beyin fonksiyonlarını koruma konusunda daha şanslı olduğu biliniyor. İdriz Çokal/Para Dergisi

Balıkçılık sektörümüz hızlı büyüyor. Çiftlik balığında Yunanistan’ı geçip Avrupa pazarının yüzde 25’ini ele geçirdik. Ancak kişi başına balık tüketimimiz dünya ortalamasının yarısı kadar. Potansiyel çok yüksek. Özellikle alabalık, levrek, çipura çiftliği yatırımlarında ciddi fırsatlar var…

ÜÇ tarafı denizlerle çevrili, adeta bir yarımada görünümündeki ülkemizin balık tüketimi, balıkçılıktaki konumu çok da iç açıcı değil. Kıyılarımızın uzunluğu 8 bin 333 kilometreyi geçiyor. www.myfikirler.com Deniz ve iç su kaynaklarının toplam alanı ise 25 milyon hektar.

Bu kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren balıkçılık sektörümüzde hepi topu 175 bin kişi istihdam ediliyor.

2011 yılında 190 bin tonu yetiştiricilikten olmak üzere 703 bin ton su ürünleri üretimine ulaşabildik. 2012 yılı beklentimiz 750 bin tonu geçmek.

Su ürünleri sektörünün ihracatı yılda ortalama yüzde 20 artıyor. Geçen yıl 67 bin ton ihracatla 395 milyon dolar döviz girdisi sağlanmış. Son dönemde artan desteklerle yıllık üretim ortalama yüzde 10 artış gösteriyor.

Türkiye, balık avcılığında dünya 28’incisi. Balık yetiştiriciliğinde ise 24’üncü sırada yer alıyoruz. Buna karşılık su ürünleri yetiştiriciliğinde en hızlı büyüyen ülkelerden biriyiz. Dünya genelinde üçüncü sırada yer alıyoruz.
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de yıllık balık tüketimi ise dünya ortalamasının yarısı seviyesinde. Kişi başına yıllık balık tüketimimiz 8 kilogram. Dünya ortalaması 16 kilogram, Avrupa Birliği’nde ise bu miktar 22 kilogram.
İşte bu noktada Türkiye’nin iç pazarı dinamik bir yapı arz ediyor. Yatırım için ciddi fırsatlar sunuyor. Sadece iç pazarda değil ihracatta da komşu ülkeler başta olmak üzere büyük bir pasta söz konusu. Balık çeşitlerinin yanı sıra diğer deniz mahsulleri de yatırımcı için çok cazip görünüyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da bu sektörün hem büyümesi hem de AB standartlarına ulaşması için kesenin ağzını açmış durumda.

YETİŞTİRİCİYE DESTEK

Bu yıl su ürünleri yetiştiricilerine, Su Ürünleri Kayıt Sistemi’ne üye olmak şartıyla, alabalık başına 0.65 kg/TL, çipura ve levrek başına 0.85 kg/TL, yeni türler içinse I kg/TL destekleme ödemesi yapılıyor. Yavru balıklar için de cazip destekler veriliyor.

Bakanlık, 20 bini aşan avcı teknelerinin sayısını azaltmak için de tekne büyüklüğüne göre 10-15 bin TL arasında teşvik veriyor. Bu yolla balıkçılığı bırakıp başka sektörlere yönelmek isteyenlere fırsat verilmiş oluyor.

Nitekim yeni sezona balık avcılığıyla ilgili yeni düzenlemelerin gölgesinde girildi. Sezon öncesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan tebliğ, özellikle klasik deniz balıkçılarını gerdi. Tebliğ bazı bölgelerde av yasağı getirirken; derinlik mesafesi 18 metreden 24 metreye, balık boyları da levrekte 18 cm’den 24 cm’ye, kalkanda 40 cm’den 45 cm’ye, sinaritte 20 cm’den 35 cm’ye çıkarıldı.

Tabii bu kararlar balık avcılarına son dakika maliyeti olarak yansıdı. Balık ağları yaz başından itibaren hazırlanıyordu. 10-12 metrelik bir teknenin ağ takımı maliyeti 50 bin TL’yi bulabiliyor. Pek çok balıkçının ekonomik sıkıntı içinde olduğu söyleniyor. Dolayısıyla balıkçıların yeni tebliğe karşı çıkmaları normal. Tebliğin geç çıkmasından dert yanıyorlar. İkinci takımı olmayan pek çok balıkçının denize açılıp balık tutması imkansız hale gelmiş. 20 bini aşkın balıkçı teknesinin yaklaşık yarısının yeni tebliğden olumsuz etkilendiği belirtiliyor.

“SEZON SONU ÇIKARILMALIYDI”

Halen balık üretimimizin önemli bir bölümü avcılık yöntemiyle karşılanıyor. 23 bin tekne, 1 Eylül-30 Nisan tarihleri arasında balık yakalamak için denize açılıyor. 703 bin tonluk yıllık balık tüketiminin 478 bin tonu denizlerden elde ediliyor.

2003 yılında bunun 522 bin ton seviyesinde olduğunu belirtelim. Balıkçılar genelde dededen, babadan görme tekniklerle işlerini sürdürüyor. Küçük teknelerle çok sayıda aile bu işi yapınca da fiyat rekabetinde zorlanıyorlar.

47 yıldır balıkçılık yapan İstanbul Balıkçısı’nın sahibi Yücel Vural, sektördeki balıkçı teknesi sayısının azalması gerektiğini vurguluyor.

Bu işi yapanlara tekneleri birleştirerek büyümelerini öneren Vural, “Başka şansları yok. Derinlik mesafesi 24 metreye çıkarıldı. AB’ye uyum sürecinde bunun 50 metreye çıkması isteniyor. Bu teknelerle varlık gösteremeyiz.

Mutlaka güçlerimizi, teknelerimizi, işletmelerimizi birleştirip profesyonel bir yapıya kavuşmamız gerekiyor” diyor.
Yücel Vural, yeni tebliğin balık avcılığına olası diğer etkilerini de şöyle yorumluyor: “Bunca yıldır balıkçılık yapıyorum. Bu tebliği sektörün geleceği açısından son derece faydalı buluyorum. Balık popülasyonumuz giderek azalıyor. Çocuklarımıza, gelecek nesillere balık bırakmalıyız. Avrupa’da olduğu gibi derinlik mesafesi 50 metreye de çıkarılabilir. Ancak bu tebliğ sezon kapanırken yayınlanmalıydı. İnsanlar ağlarını, tekne boylarını eski sisteme göre ayarladı. Şimdi yeni tebliğe göre ayarlamak ekstra maliyet getiriyor. Sektörde birçok balıkçının ekonomik durumu iyi değil. Ekstra maliyeti kaldıramayabilir.

Bu nedenle tebliğ gerekli ama geç kalındı. Gelecek sezon için uygulanmalıydı. Ya da sezon bittiğinde ilan edilmeliydi ki tekneler ona göre hazırlansın.”

Yücel Vural, balıkçıların artık sadece taze değil işlenmiş balık da satması gerektiğini düşünüyor. “Katma değerli ürünlere yönelmek lazım. Bu şekilde hem iç piyasada hem ihracatta şansımız daha yüksek olacaktır” diyor.

İstanbul Balıkçısı, son yıllarda çiftlik balıkçılığına da yatırım yapmış. Bodrum’a bağlı Salih Adası’ndaki çiftliklerinde yetiştirdiği balıkların yüzde 90’ını AB ülkelerine ihraç ediyor.

DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ

Su ürünleri sektörüne yatırım yapmak isteyenlere devlet teşvik veriyor. Balık başına verilen teşviklerden bahsetmiştik. Kilo başına 65 kuruş ile 1 TL arasında destek var. Tesis yatırımları da destekleniyor. Su ürünleri yetiştiricisi girişimci, Ziraat Bankası’nın üreticilere kullandırdığı “Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi”nden yararlanabiliyor. Tesislerde kullanılan ekipmanların bir kısmına yüzde 50 hibe desteği de sağlanıyor.

“BALIKÇILIK BAKANLIĞI İSTİYORUZ”

Sektörün önde gelen temsilcilerinden Sagun Group’un sahibi Tuncay Sagun da balıkçılığın geleceğinden umutlu. Geçen yıl 135 milyon doları ihracattan olmak üzere 175 milyon dolar ciro yapan Sa-gun’un Türkiye’nin 7 farklı bölgesinde 8 fabrikası; Tunus, Mısır ve İtalya’da da balık çiftlikleri var.

Aynı zamanda İstanbul Su Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı olan Tuncay Sagun, grup bünyesinde bin kişiyi doğrudan istihdam ettiklerini vurguluyor. Ardından da şirketi ve sektörün durumuyla ilgili şu değerlen dirmeyi yapıyor:

“Çiftliklerimizde çipura, levrek, alabalık ve orkinos yetiştiriyoruz. Üretimimizin yüzde 80’i ihracata yönelik. İç pazara dönük de çalışmalarımız var. Kendi teknelerimizle açık denizlerde avcılık da yapıyoruz. “Marines” markasıyla iç pazarda yaklaşık 40 çeşit işlenmiş ürün satıyoruz.

Sektörümüzün geleceğini parlak görüyorum. Ancak bunun için biz balıkçıların da devletimizin de atması gereken adımlar var. Dünyada balıkçılık sektörünün öne çıktığı ülkelerde balıkçılar ayrı bir bakanlıkla temsil ediliyor. Hükümetten bu konuda adım bekliyoruz. Balıkçılık, hızlı karar almayı, ani değişikliklere hızlıca adapte olabilmeyi gerektiren bir sektör. Karar mercilerinin bizi doğru anlaması ve ona göre hareket etmesi gerekiyor. Bu açıdan balıkçılık bakanlığını olmazsa olmaz olarak görüyorum.” Geçen yıl Türkiye’nin su ürünleri ihracatı yüzde 43 artışla 447.8 milyon dolara ulaştı. Tuncay Sagun’a göre bunun en büyük nedeni, komşumuz Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz. Bu yüzden çipura ve levrek taleplerinin önemli bir kısmı Türkiye tarafından karşılandı.

Başta Avrupa olmak üzere Japonya, ABD, Ortadoğu ülkeleri, Rusya ve Türk Cumhuri-yetleri’ne su ürünleri ihracatı yapıyoruz. Sagun, ihracattaki bu gelişme üzerine 2023 yılı hedefini 2.5 milyardan 3 milyar dolara revize ettiklerini vurguluyor.

BALIK EKMEK ŞENLİKLERİ

İhracattaki bu olumlu seyre karşılık, kişi başına balık tüketiminde dünya ortalamasının yarısında olmamızsa hem düşündürücü hem de girişim potansiyeli açısından sevindirici.

Sektörün önde gelen firmaları, 2008 yılında hem iç piyasa tüketimini hem de ihracatı artırmak amacıyla STG’yi (Su Ürünleri Tanıtım Grubu) kurmuştu. STG Başkanı Sinan Kızıltan, aynı zamanda Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller ihracatçıları Birliği Başkanı…

STG, hedef pazarlarda tanıtım çalışmaları yaparken, iç tüketimi artırmak için de ilköğretim okullarında “Balık Ekmek Şenlikleri” düzenliyor, ilk etabı İzmir’de yapılan şenliklerin bu yıldan itibaren diğer illere de yayılması planlanıyor.

“Balık Ekmek Şenlikleri” kıyı şehirleriyle sınırlı kalmayacak. Kızıltan, iç bölgelerde de şenlikler yaparak tüketimi artırmayı hedeflediklerini söylüyor.

Sinan Kızıltan da ihracat pazarlarında daha güçlü olabilmek için küçük işletmelerin birleşmesi gerektiğini düşünüyor: “2011’de 75 ülkeye su ürünleri ihracatı yaptık. Mevcut pazarları büyütmenin yanı sıra henüz girilmemiş pazarlarda da yer almayı planlıyoruz. Bu amaçla uluslararası fuarlara yoğun katılım sağlıyoruz. Ülkemizde halen ağırlıklı olarak alabalık, levrek ve çipura üretiliyor.

Son yıllarda mercan, fangri, sinarit, karagöz, granyöz, minekop, lahoz, kalkan gibi ürünler de yetiştirilmeye başladı. Halen ihracatta en şanslı balık türleri levrek, çipura, alabalık ve orkinos.

Türkiye’den AB’ye ihraç edilebilen tek hayvansal ürün olan balık için yürüttüğümüz çalışmalarda devletimizin desteğini arkamızda hissetmek istiyoruz. Bu sektör devlet destekleri sayesinde açık denizlere gidebildi. 6 milyonluk Norveç, somon balığı ihracatından yılda 6 milyar euro kazanıyor. 75 milyonluk Türkiye ise 500 milyon dolara yeni ulaşabildi. 2023 hedefine ulaşmak için büyük bir atılım gösteren su ürünleri sektörüne verilen desteklerin artarak devamını bekliyoruz.”

KILIÇ HOLDİNG’DEN İHRACAT ATAĞI

Kılıç Holding de 270 milyon TL’lik yıllık cirosuyla sektörün önde gelen firmalarından. Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kılıç, baba mesleği klasik balıkçılığı çiftlik balıkçılığına taşıma nedenini şöyle anlatıyor:
“Çocukluğum teknelerde, denizlerde geçti. Denizlerdeki balığın yüzde 60’ı yok oldu. Kalanların da 30-40 yıl içinde yok olacağı tahmin ediliyor. Balıkçılığın gözlerimizin önünde yitip gitmesine katlanamıyordum. Bu yüzden kültür balıkçılığına yöneldim.”

Balığın gereğinden fazla ve yanlış tutulduğunu düşünen Kılıç, “Tıpkı ette olduğu gibi balıkta da krizle karşı karşıya kalabiliriz. Bunun için şimdiden tedbir alınması gerekiyor. Çiftlik balıkçılığına yönelmekten başka şansımız yok. Ancak devletin bu sektöre verdiği destekler azaldı” diyor.

Kılıç Deniz Ürünleri’nin yıllık haşatlık balık kapasitesi 30 bin ton. Şirketin 320.5 milyon adet de yavru balık kapasitesi bulunuyor. Geçen yıl toplam satışlarının miktar olarak yüzde 64’ünü, tutar ola-raksa yüzde 53’ünü Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ve ABD’ye satmış.

Kılıç Deniz Ürünleri, binin üzerinde çalışana sahip. Orhan Kılıç, tedarikçiler ve aileleriyle birlikte yaklaşık 10 bin kişinin geçimini sağladıklarını vurguluyor. Şirketin halen 5 kuluçkahane (yavru balık üretimi) ve 2 adaptasyon tesisi bulunuyor. Bu halkanın devamı olarak 34 balık büyütme, 2 yem üretim fabrikası, 3 işleme ve paketleme tesisi, 1 EPS kutu fabrikası, 2 balık marketi ve lojistik tesisleri var. Kılıç, önümüzdeki dönemde Muğla’da kafes işletmeleri ve kuluçkahane kapasite artırımı yatırımları, yine Muğla ili çevresinde üçüncü yem fabrikası inşası, İç Anadolu’daki alabalık tesislerinde kapasite artırımı planladıklarını açıklıyor. Şirketin Kuzey Afrika ve Güney Amerika’da haşatlık balık üretim işletmeleri kurmaya yönelik fizibilite çalışmaları da devam ediyor.

KÜLTÜR BALIKÇILIĞININ DUAYENİ

“Türkiye’de Kültür balık-çıhğının duayeni kim” diye sorarsanız, eminiz sektördeki herkes tereddütsüz “Selçuk Yaşar” diyecektir. Kitaplar yazan, uygulamalarıyla, açıklamalarıyla sektöre yön veren Yaşar, ilerlemiş yaşına rağmen halen de kültür balıkçılığında en değerli kaynaklardan biri konumunda.

Yaşar Grubu bünyesindeki Pınar Balık; balık yemi, yavru balık ve çiftlik balığı üretiminden işlenmiş nihai ürüne kadar tam a entegre bir yapıda faaliyet gösteriyor. Şirketin çiftlikleri Çeşme ildir ve Alaçatı Zeytineli açıklarında bulunuyor. Paketleme tesisleri ise İzmir’de. Geçen yıl 100 milyon TL ciro elde eden Pınar’ın bu yılki hedefi en az yüzde 10 büyümek.

Yaşar Holding Tarım Hayvancılık ve Balık Grubu Başkanı Haşan Girenes, su ürünlerini hem iç piyasa hem de ihracatta değerlendirdiklerini söylüyor. Ardından da ihracat açısından Pınar ve Türkiye geneli için şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Halen ihracat yaptığımız ülkeler Amerika, Almanya, Katar, Hollanda, İsrail, İngiltere, İtalya, Rusya, Dubai, Hong Kong ve Suudi Arabistan. Yıllık ihracat hacmimiz 10 milyon doların üzerinde. Özellikle Avrupa pazarına yakın oluşumuz ihracat için büyük potansiyel teşkil ediyor. 2 ila 5 gün arasında Avrupa’nın her köşesine taze balık tedarik edebiliyoruz. Taze balığın yanı sıra işlenmiş ürün de ihraç ediyoruz.

Kültür balıkçılığı sektörümüz, sahip olduğu modern üretim teknikleri, kullandığı teknoloji, güçlü Ar-Ge ve know-how’u sayesinde Akdeniz coğrafyasındaki rakiplerine liderlik yapıyor. Sektörün üretim kapasitesi hızla artıyor. Yeni ticari türler ve yeni teknolojiler adapte ediliyor. Yeni yatırımlar hedefleri de büyütüyor. Özellikle yavru balık üretimi ve ihracatında ciddi artış var. Doğru politikalar uygulanır ve sektör desteklenirse Türkiye yakın zamanda AB’nin en büyük balık tedarikçisi olabilir.

AB’de 12 milyar euro değerinde balık açığı var. Keza yakın coğrafyamızda birçok ülke daha fazla balık talep ediyor. Bu fırsatları değerlendirebilmemiz için üretimimizi mutlaka artırmalıyız. Bunun için de yerleşimin olmadığı kıyısal alanlarda derinlik ve akıntı uygunsa daha fazla balık çiftliği kurmalıyız. Bu alanlar atıl kalacağına ülke ekonomisine kazandırılabilir ve buralarda modern teknolojiyle çevreye saygılı şekilde çipura-levrek yetiştiriciliği yapılabilir.”

ALABALIKTA AVRUPA LİDERİ

Türkiye’nin hemen her bölgesinde alabalık üretilebiliyor. Ancak Muğla, Kayseri, Denizli gibi iller öne çıkıyor. Muğla ve Kayseri’de üretim çiftlikleri bulunan Çobanlar Grup, alabalık yetiştiriciliğinde sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da en büyük şirketi konumunda. Çobanlar’ın Kayseri Pınarbaşı. Muğla Fethiye, Kayseri Ya-mula, Kayseri Bahçecik. Gaziantep Kar-kamış, Muğla Ören ve İsparta’da balık çiftlikleri ve balık işleme tesisleri var.

İsmail Çoban, Adem Çoban ve Tahsin Şimşek’e ait olan Çobanlar Grup, yılda 15 bin ton alabalık üretiyor. 400 çalışanı bulunan şirketin ortaklarından Tahsin Şimşek, “Yılda 100 milyon adet yavru balık, 200 milyon adet gözlenmiş yumurta, 10 bin ton da alabalık yem üretiyoruz. Üretimimizin yüzde 90’ını başta Avrupa olmak üzere dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyoruz” diyor.

İdriz Çokal / Para Dergisi

Hakkında Admin

Avatar of Admin
Sizlerde sitemizden iş fikirleri, hibe & destek fonları, banka kredileri, bayilik fırsatları, evden para kazanma ve internetten para kazanma imkanları hakkında bilgi edinebilir. Bizimle fikirlerinizi paylaşıp; fikrinizin gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz. www.yenibiriskurmak.com

Kontrol Edin

Tübitak Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı (BİGG)

Tübitak Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı (BİGG)

Tübitak Teknogirişim Sermayesi Desteği Programı (BİGG) 2017 ÇAĞRISI 2. DÖNEMİ PANEL TAKVİMİ (17.10.2017) 1512-TEKNOGİRİŞİM SERMAYE DESTEĞİ PROGRAMI …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.